TED İzmir Koleji’nde Sürdürülebilirlik Odaklı Eğitim
Bir Nesli Farkındalıkla ve Bilinç Odaklı Yetiştirmek
Çevre bilinci, bir ders saatine sığdırılacak kadar dar bir kavram değil. Gerçek anlamda içselleştirilmiş bir çevre duyarlılığı; sınıf duvarlarının ötesinde, çocuğun dokunduğu, kokladığı, elleriyle inşa ettiği deneyimlerin içinde şekilleniyor. TED İzmir Koleji olarak sürdürülebilirliği müfredatın bir parçası değil, eğitim felsefemizin kendisi olarak konumlandırıyoruz.
Bu yaklaşımın uluslararası karşılığı da almanın gururunu yaşıyoruz. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni destekleyen Global Schools Programı’nın üyesiyiz; Uluslararası Okullar Konseyi (CIS) tarafından akredite edildik ve Türkiye’nin Project Green Schools topluluğundaki ilk ve tek okulu olduk. Bu tanınırlıklar yalnızca kimliğimizin önemli özelliklerini tarif etmiyor; bizi daha da ileriye taşıyor. Bizim odaklandığımız en önemli soru ise: Sürdürülebilirlik odaklı eğitim yaklaşımı bir çocuğun hayatına nasıl dokunuyor?
Orman Okulu: Doğa, En İyi Öğretmen
Orman Okulu yaklaşımını Türkiye’de ilk kez müfredatına dahil eden okul olarak, öğrencilerimizi doğal yaşam alanlarına taşıyan bir öğrenme modelidir. Ama asıl meselesi ağaç tanımak ya da iz sürmek değil.
Burada çocuklar risk almayı öğreniyor. Düşüp kalkmanın, kendi başına karar vermenin, belirsizlikle barışık olmanın ne anlama geldiğini keşfediyorlar. Doğanın öngörülemeyen ortamı, sınıfın dört duvarının veremeyeceği bir şeyi sunuyor: özgüven. Erken yaşta doğayla kurulan bu derin bağ, ilerleyen yıllarda hem çevreye hem de başkalarına karşı daha bilinçli, daha empatik bireyler yetiştiriyor.
Permakültür: Doğru Soruyu Sormayı Öğrenmek
Permakültür uygulamalarıyla öğrencilerimiz, tohumdan hasada uzanan süreci bizzat yaşıyor. Ancak bu pratiğin asıl kazanımı tarımsal bilgi değil; “Tükettiğim şey nereden geliyor?” sorusunu sormaya başlamak.
Toprağı işleyen, sulayan, bekleyen ve sonunda sofrasına taşınan bir çocuk; üretim ile tüketim arasındaki ilişkiyi hiçbir ders kitabının veremeyeceği bir netlikte anlıyor. Bu soru, zamanla genişliyor: “Ben bu dünyaya ne katıyorum?” Sürdürülebilir bir yaşamın temeli, işte bu soruyu erken yaşta sormayı öğrenmekten geçiyor.
Eco House: Paylaşmanın Mekânı
Urla kampüsümüzdeki Eco House, anaokulu öğrencilerimize doğal malzemelerle çevrili, ürettikleri şeyleri paylaştıkları özgün bir öğrenme ortamı sunuyor. Kendi yetiştirdikleri sebzelerden yemek pişiriyor, zeytinden zeytin yağı yapıyor, hasatlarını birlikte değerlendiriyorlar.
Bu deneyimin çocuğa kattığı şey bir beceriden ibaret değil. Eco House, paylaşma ve yardımlaşma kültürünün gündelik bir alışkanlığa dönüştüğü yerdir. “Birlikte üretiriz, birlikte paylaşırız” anlayışı; küçük yaşta edinilen bu rutin sayesinde çocuğun kimliğinin bir parçası haline geliyor.
Kindi Farm: Sorumluluk, Bir Canlıya Bakarak Başlar
Anaokulu bahçemizdeki Kindi Farm’da öğrencilerimiz tavukları ve tavşanları kendi elleriyle besliyor. Sabah kahvaltısındaki yumurtanın o tavuklardan geldiğini bilen bir çocuk, tüketimle üretim arasındaki zinciri soyut değil, somut olarak kavruyor.
Ama daha önemlisi: başka bir canlının varlığından sorumlu olmak ne demektir, bunu öğreniyor. Bu sorumluluk duygusu; ilerleyen yaşlarda çevreye, topluma ve diğer insanlara karşı gösterilen duyarlılığın ilk kıvılcımı. Empati bir değer olarak öğretilmez; yaşanarak kazanılır.
Hatıra Ormanı: Yeşil Bir Geleceğe Dikilen Fidanlar
Urla’nın topraklarında Ege Orman Vakfı iş birliğiyle oluşturduğumuz Hatıra Ormanı, öğrencilerimizin bizzat toprakla buluşturduğu binlerce fidanla büyümeye devam ediyor. Kampüs genelinde de yüzlerce yeni bitki ve ağaç kampüse kök saldı.
Bu projenin çocuğa öğrettiği şey ağaç dikmek değil, “Benden sonra da bir dünya var” diyebilmek. Kendi eliyle toprağa bıraktığı fidanın onlarca yıl yaşayacağını bilen bir öğrenci; geleceğe karşı somut bir sorumluluk üstlenmiş oluyor. Sürdürülebilirlik bilinci bu noktada soyutluktan çıkıyor; ellerde, toprakta, büyüyen bir ağaçta anlam kazanıyor.
Dersin Ötesinde Bir Eğitim Anlayışı
Tüm bu uygulamalar, birbirinden bağımsız projeler değil; birbirini besleyen bir eğitim felsefesinin parçaları. Anaokulundan lise son sınıfa uzanan bu bütüncül yapı, çevre bilincini müfredatın değil yaşam biçiminin bir parçası haline getiriyor.
Bu felsefeyi kampüs altyapısında da somutlaştırıyoruz: 1.056 güneş panelinden oluşan santralimiz enerji ihtiyacımızın yüzde 95’ini karşılarken, yıllık 333.592 kg CO₂ eşdeğer emisyonun atmosfere karışmasını engelliyoruz. Geri dönüşüm sanatından UNICEF iş birliklerine, sahil temizleme etkinliklerinden kampüste yaşayan hayvanlarımız Bal ve Juju’ya kadar uzanan bu tablo; “çevre dersi” kavramının çok ötesinde bir anlama işaret ediyor.
TED İzmir Koleji olarak sürdürülebilirliği yalnızca öğretmiyor, aynı zamanda yaşamın bir parçası haline de getiriyoruz. Çünkü dünyanın yarınını şekillendirecek nesli; bugün toprağa dokunan, sorumluluğu bizzat üstlenen ve paylaşmayı alışkanlık haline getiren çocukların oluşturacağını çok iyi biliyoruz.
Serendipity: Genç Seslerin Buluştuğu Edebiyat Alanı
Serendipity, gençler tarafından gençler için hayata geçirilmiş bir edebiyat dergisidir. Dergimiz; farklı deneyimlere, görünür kılınmayı bekleyen anlatılara ve samimi bir ifade arayışına alan açmayı hedefler. Serendipity, genç yazarların çalışmalarını yayımlayabildiği; okurların ise özgün, nitelikli ve etkisi kalıcı metinlerle buluşabildiği bir platformdur. Anlamlı yazının belirli trendlere ya da katı kalıplara bağlı kalmadan, okurda karşılık bulacak bir duygu ve düşünce derinliği taşıması gerektiğine inanırız.
Yayın Yaklaşımımız
Serendipity’de genç yazarlar; şiir, kurmaca ve kurmaca dışı türlerde üretimlerini paylaşır ve yaratıcı düşünmeyi, hayal gücünü ve duygusal samimiyeti önemseyen bir topluluk içinde kendilerini geliştirme imkânı bulur. Kusursuz taklitten ziyade özgünlüğü, bireysel üslubu ve yaratıcı yaklaşımı destekleyen çalışmalar yayımlamayı önceliklendiririz. Serendipity, okurlara dünyaya farklı açılardan bakma fırsatı sunarken; yazarlara da üretimlerini olgunlaştırabilecekleri, geliştirebilecekleri ve güvenle paylaşabilecekleri bir yayın ortamı sağlar.
Kimler Başvurabilir?
Dergimiz, 13–24 yaş aralığındaki yazarların özgün çalışmalarını değerlendirmeye almaktadır. Başvurulan eserlerin daha önce yayımlanmamış, İngilizce yazılmış ve herhangi bir şekilde yapay zekâ aracıyla yazılmamış olması beklenir.
Başvuru Koşulları ve Teknik Kriterler
Kurmaca ve kurmaca dışı metinlerde üst sınır 1600 kelime, şiirde ise 100 satırdır. Tüm başvurular, editör kurulumuz tarafından teknik yeterlilik kadar; özgünlük, bireysel ifade ve duygusal derinlik ölçütleri doğrultusunda titizlikle incelenir.
Değerlendirme ve Editoryal Süreç
Değerlendirme sonucunda seçilen yazarlarla, eserlerin yayımlanmasına ilişkin izin süreçlerini yürütmek ve metnin özgün sesini koruyan sınırlı bir editoryal çalışma yapmak üzere iletişime geçilecektir. Serendipity’de editoryal yaklaşımımız, metni dönüştürmekten çok yazarla iş birliği içinde metni güçlendirmeyi esas alır.
Röportaj ve Topluluk Kültürü
Uygun görülen durumlarda yazarlar, üretim süreçlerini ve ilham kaynaklarını paylaşabilecekleri kısa röportajlara davet edilebilir. Bu uygulama, Serendipity’nin temel yaklaşımı olan güven, şeffaflık ve samimiyet temelinde bir topluluk kültürü oluşturmayı destekler.




